KAFİRUN SURESİ,NASR SURESİ VE TEBBET SURESİ'NİN FAZİLETLERİ

2008-08-08 23:32:00


KAFİRUN SURESİNİN FAZİLETİ
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Kim herhangi bir gecede Kâfirûn (Kulyâ) sûresini okursa, çok güzel ve hayırlı bir iş yapmış olur.”

“Kim kulyâ sûresini okursa, ona Kur'ân-ı kerîmin dörtte birini okumuş gibi sevâb verilir. Ondan şeytanlar uzaklaşır, şirkten berî olur ve kıyâmetin şiddetinden emin olur.”

“Yatarken Kulyâ sûresini okumak, Allaha şirk koşmaktan alıkoyar.”

Peygamber efendimiz Kulyâ sûresi okuyan birine rastladığında buyurdu ki:

“Bu kişi şirkten uzak ve berî oldu.”

Peygamber efendimiz buyurdu ki:

“Kulyâ sûresini okuduktan sonra uyu! Zira bu sûreyi okumak şirkten kurtuluştur.”

Kâfirûn sûresini, İhlâs, Felâk ve Nâs sûreleri ile birlikte okuyanın rızkı artar, hali düzelir.

İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:

"Her türlü şerden korunmak için ve sıkıntılı zamanlarda dört kul'ü çok okuyunuz."

[Dört kul, Kulyâ, Kulhüvallahü ehad, Felâk ve Nâs sûreleridir.]

NASR SURESİNİN FAZİLETİ

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“İzâ câe nasrullahi sûresi, Kur'ânın dörtte birine denktir.”

“Kim İzâ câe nasrullahi'yi okursa, Mekke-i Mükerreme'nin fethinde hazır bulunup da şehîd olmuş gibi sevâb alır.”

“Ey Cübeyr! Yolculuğa çıktığında, arkadaşlarının içinde en iyi durumda olmak, sıkıntı çekmemek ve rızık bakamından rahat olmak istersen, Kâfirûn, Nasr, İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini oku...”

Fahreddîn-i Râzi buyurdu ki:

"Nasr sûresi mü'minlerin sûresidir. Her mü'min bu sûreyi okuduğunda, Allahü teâlâ işlerini kolaylaştırır, onu düşmanları üzerine gâlip kılar, maîşet sıkıntısı çektirmez, tevbesini kabul, günahlarını affeder."

Âlimler buyurdu ki:

"Fetih sûresini okumaya gücü yetmeyen Nasr sûresini okusun."

TEBBET SURESİNİN FAZİLETİ
 Tebâb, helâk ve helâke götüren hüsrân, emegi bosa cikip murâdina ermemek, yâni muvaffakiyetin ziddi olan „yüf olmak, yûh olmak, berbâd olmak" ma´nâlarina gelir. „Tebben leke, tebben lehü" ta´birleri, „yüf ona, yûh sana" gibi kötüleme ve bedduâ makaminda kullanilir
1. Ebû Leheb, Peygamber efendimizin (S.A.V.) amcasi idi. Adi Abdul Uzza idi. Yanaklari pek kirmizi oldugu icin atese benzetilerek bu lâkab kendisine verilmistir. Ebû Leheb "Ates babasi" anlamindadir. Peygamber efendimizin (S.A.V.) en azili düsmanlarindandi. O´nun ardisira yürür, Peygamber efendimiz (S.A.V.) bir sey söyleyince hemen O´nu yalanlardi. Bu sebeple Cenab-i Allah onun cezasini anlatarak söyle buyurdu: O, kadrini ve evsafini ancak Yaraticisinin bilebilecegi bir atese girecektir. Alevli bir atese girip orada yanacaktir. O ve karisi olan odun hamali Ümmü Cemil, bu alevli ateste yanacaklardir.
Rivâyete göre o kadin Peygamber efendimizin (S.A.V.) yoluna, toplamis oldugu dikenleri birakirdi. Peygamberle insanlar arasina düsmanlik tohumlari ekmek icin son derece caba sarfederdi. Fitne atesinin odunlarini toplar, insanlarla Peygamber arasinda bu atesi tutustururdu. Cenab-i Allah onun suretini daha cirkin bir sekilde tasvir etmek icin bakiniz ne buyuruyor: "Boynunda hurma lifinden örülmüs bir ip vardir." O kadinin bir gerdanligi vardi, Rasûlullah´in davetini engellemek ve O´na kötülük yapmak ugruna masraflari karsilamak üzere gerdanligini satmaya yemin etmisti. Iste Cenab-i Allah o gerdanligin yerine boynuna, saglam ipli bir gerdanlik gecirdi ki, boynunu iyice sIksIn. Cehen-nem atesinde o bagdan kurtulamasin. Denildi ki, bu mana onu tahkir etmek ve onu odun hamali sûretinde tasvir etmek icindir. Cünkü onunla kocasi son derece tekebbürlü olup Peygamber efendimizin (S.A.V.) yoluna tas koyuyorlardi.

16073
0
0
Yorum Yaz